Firmanı Ekle

Esnaf Mesleğinin Tarihi Kökeni Dünü Ve Bugünü

  • 17.03.2022
  • 0

Esnaf kelimesi Arapçadan türemiş olup Türkçe karşılığı sınıf, zümre olarak karşımıza çıkar. Esnaf mesleği müstakil bir iş kolunda beden gücüne dayalı olarak esnaf nedir bir işte ustalaşan zanaatkar olmadır. Esnaflık geçmişten günümüze uzanan bağımsız bir iş koludur.

 

 Selçuklular zamanından Osmanlı zamanına oradan da cumhuriyet dönemine uzanan köklü bir bağımsız meslek teşkilatını oluşturmaktadır. Esnaflık mesleğinin tarihi, dünü ve bugüne uzanan kronolojik yapısı son derece önemlidir. Çünkü üretimin temel taşını oluşturan zanaatkarlık o ülke ekonomisinin de mihenk taşını teşkil etmektedir.

 

 Selçuklular Döneminde Esnaf Teşkilatı

 

 Selçuklular döneminde esnaf hakkında Ahilik adında bir esnaf teşkilatı vardı. Bu esnaf teşkilatı adını Ahi Evran'ın Konya, Kayseri ve Kırşehir illerinde gerçekleştirdiği sosyal adalet ilkesine dayanan esnaf teşkilatından adını almıştır. Ünlü gezgin Evliya Çelebi de yine ünlü Seyahatname adlı gezi notlarını aldığı eserinde Ahilik teşkilatı mensubu esnafları şu şekilde tarif etmektedir:

 

bozuk mal üretemez

 

üretim tamamen ihtiyaca göre kısıtlanır

 

fütüvvet adı verilen birlik ve beraberlik anlayışı hakimdir

 

öte yandan yine dönemin ünlü gezginlerinden İbn-i Batuta da esnafların toplandıkları zaviye adı verilen istişare meclislerini şu şekilde tarif etmektedir: Yerde nefis döşenmiş Anadolu halısı, misafir odasında beşer adet bakırdan yapılmış kandil ve yağdanlıklarla şamatalı bir toplanma alanı olduğundan söz etmektedir. Selçuklular dönemindeki Ahilik örgütünde esnaf teşkilatı tarafından orta sandık adı verilen ve ortak sermayeye göre üretimin kararlaştırıldığı orta malı parası bulundurulurdu.

 

 Selçuklular Döneminde Minyatür Sanatıyla Esnaflık Teşkilatı

 

 Selçuklular zamanında esnaf teşkilatı dönemin ünlü minyatür sanatçıları tarafından da resmedildi. Esnaflık geleneği üzerine dönemin ünlü minyatür eserleri Ahilik geleneğinin günümüze değin ulaşmasında kuşkusuz en önemli yazılı belge niteliği taşımaktadır.

 

 Dönemin ünlü minyatür ustası Levni'nin Surname-i Vehbi adlı minyatür eserinde esnaf teşkilatının geçit törenini resmeden ünlü eseri bugün Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde sergilenmektedir. Yine Surname-i Hümayun adlı eserinde de mumcu esnafının resmi geçit töreninin minyatürle resmedildiği bir diğer eser de esnaflık mesleğinin Selçuklulardan günümüze kadar uzanmasında tarihsel nitelik olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

 Minyatür eserler arasında Seyyid Lokman tarafından Surname-i Hümayun adlı eserde yine fırıncı esnafının resmi geçit töreni ve kuyumcu esnafının resmi geçidi de bugün Topkapı Sarayı Müzesinin kütüphanesinde ziyaretçilerini beklemektedir.

 

 Selçuklular döneminden günümüze gelen bu minyatür el yazmaları eserlerin büyük bir bölümü Topkapı Sarayında sergilenmekte olup esnaf erbabının geçmişten günümüze değin uzanan esnaf birliğini her açıdan ortaya koymaktadır.

 

 Selçuklular Döneminde Esnaf ve Sanatkarlar Odası

 

 Esnaf ve sanatkarlar odasının tarihi Selçuklular zamanında Ahilik anlayışı ile karşımıza çıkmaktadır. Ahilik teşkilatına mensup bütün esnaf zanaatkar ve sanatkarlarda fütüvvet adı verilen birlik beraberlik anlayışı hakimdir. Esnaf ve sanatkarlar teşkilatında üretimden önce ortak sermayenin toplandığı bir orta sandık bulunurdu.

 

 Orta sandık üretimin hududunu belirlerken aynı zamanda ortak sermayeden her bir esnafın elde edeceği kazancın da belirlenmesinde son derece önemliydi.

 

 Selçuklular zamanında esnaf zanaatkar ve sanatkarlar "zaviye" adı verilen toplantı salonlarında bir araya gelirlerdi. Bu toplanma alanlarında ortak sorunlar ele alınarak değerlendirilir ve karşılıklı fikir alışverişine dayanan "istişare" yöntemiyle ortak kararlara varılırdı. Zaviyelerde tamamen geleneksel Türk halısıyla döşenmiş bir zemin ve tamamen el emeği ile işlenmiş bakırdan yağlık ve kandiller toplantı salonunu süslerdi.

 

 Selçuklular Döneminde Kadın Esnaf Birlikleri

 

 Selçuklular zamanında Ahi Evran'ın eşi Fatma Bacı tarafından teşkilatlanan kadın esnaf birlikleri de bulunmaktaydı. Fatma Bacı tarafından Bacıyan-ı Rum adı verilen bu kadın esnaf birlikler Anadolu hanımları olarak esnaf birliğini oluştururdu.

 

 Nakkaşlık, keçecilik, halı ve kilim dokumacılığı, ipekçilik kadın esnaf gruplarını oluşturmaktadır. Kadın esnaf birlikleri tarafından eşine, işine aşına dikkat et anlayışı hakimdir. Kadınlar arasında konukseverlik, yardımseverlik anlayışıyla tüm işlerin birlikte yürütüldüğü kadın esnaf birlikleri teşkilatı bulunmaktaydı.

 

 Osmanlılar Döneminde Esnaf Teşkilatı

 

 Selçuklular döneminde var olan Ahilik geleneği Osmanlılar döneminde de loncalar şeklinde devam etti. Osmanlı döneminde esnaf birliği sermayeden çok emeğe dayanan ve ancak geçimini karşılayacak kazancı olan zümre olarak esnaf teşkilatı tanımlandı. Osmanlılar döneminde esnaf teşkilatı Esnaf Nizamnameleri adıyla yasalaştı. Bu yasaya göre esnaf teşkilatının yazılı kuralları ilk kez Osmanlılar zamanında uygulanmaya başlandı. Bu nizamnameye göre;

 

Temel ihtiyaç ürünlerinde narh sisteminin uygulanması esasa dayandırıldı.

 

Esnafın iş kolunda ehil olduğunu yazılı olarak ruhsatname ile belgelemesi zorunluluğu getirildi.

 

Esnaf teşkilatı Eyüp, Üsküdar ve İstanbul olmak üzere üç bölgede teşkilatlanacaktı.

 

Esnaf teşkilatına mensup esnaf birlikleri mutlaka bir kethüda seçmesi gerekecekti.

 

Esnaf kethüdası Divan-ı Hümayun tarafından berat alarak seçilir ve esnafın örgütlenmesini resmileştirirdi.

 

 Osmanlılar Döneminde Saray Esnaflığı

 

 Osmanlı döneminde Selçuklular zamanından farklı olarak sivil esnaf dayanışması ve örgütlenmesi dışında devletin yönetim alanında da esnaf teşkilatlanması vardı. Saray esnaflığı olarak teşkilatlanan bu örgütlenme Osmanlılar zamanında özellikle Padişah III. Mustafa döneminden itibaren yaygın bir şekilde uygulanma alanını bulmuştu.

 

 Osmanlılar zamanında hangi meslekler esnaf saray esnafı ehl-i hiref olarak adlandırılırdı. Saray esnafı mutlaka esnaf kethüdası seçmek zorundaydı. Saray esnaflığı arasında padişah minyatür ve resimlerini yapan nakkaşlar, minyatür ustaları, ciltçiler ile dönemin Türk-İslam eserlerini inşa eden mimarlar bu teşkilattan sayılırdı. Devlet memuru olarak maaşları saray bütçesinden ayrılırdı.

 

 Devlet Planlama Teşkilatına Göre Esnaf Teşkilatı

 

 Devlet Planlama Teşkilatı esnaf kelimesinin kökeni (DPT) esnaf teşkilatını üretim faaliyetlerine göre ayrı ayrı sınıflandırmıştır. Bu teşkilat yapısına göre esnaf teşkilatı şu şekilde sınıflandırılmıştır:

 

gıda sektöründe üretim gerçekleştiren esnaf teşkilatı arasında bakkallar, kasaplar, fırıncılar, börekçiler, sütçüler, yoğurtçular ve manavlar olmak üzere örgütlenmişti

 

nakliyat sektöründe at arabacılığı, şoförler, taksiciler ve taşımacılık sektörü olarak örgütlenmişti

 

eğlence, dinlenme ve konaklama sektöründe meyhaneler, hanlar, oteller, kıraathaneler, gazinocular, serbest sanatçılar olarak örgütlenmişti

 

temizlik ve sağlık sektöründe hamamcılar, berberler, kuru temizlemeciler, ütücüler ve eczacılar olarak örgütlenmişti

 

imalat sektöründe dokumacılar, halıcılar, kilimciler, terziler, kunduracılar, gözlükçüler, iplikçiler olarak örgütlenmişti

 

Esnaf örgütlenmesi içerisinde yakın zamanda oto sanayinin gelişmesiyle birlikte otomotiv sektörü de yine esnaf teşkilatlanması çerçevesinde en son teşkilatlanan örgütler olarak karşımıza çıkmaktadır.